Kapat
Gönderiliyor...
TEM
25
Yurtdışı Projeler
>

Osmanlılar ve Avrupalılar

Sunuş

Sergilenen İşler

"Osmanlılar ve Avrupalılar: Geçmiş Zamanlar ve Olasılıklar" sergisi Mart'ta Tophane-i Amire'de

Belçika'nın önde gelen sanat kurumlarından biri olan BOZAR'ın liderliğinde, altı sanat kurumunun ortaklığıyla, 5 - 27 Mart 2016 tarihleri arasında MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi Tek Kubbe Salonu'nda "Osmanlılar ve Avrupalılar: Geçmiş Zamanlar ve Olasılıklar" başlıklı bir sergi gerçekleştiriliyor. Sergi, pazartesi günleri ve Tophane-i Amire’nin bakım ve onarım sebebiyle kapalı olacağı 20 Mart Pazar günü hariç haftanın her günü 10.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açık olacaktır.

Avrupa Birliği Kültür Programı'nın desteğiyle, BOZAR'ın liderliğinde yürütülen "Osmanlılar ve Avrupalılar: 500 Yıllık Kültürel İlişkiler Üstüne Düşünmek" adlı projenin İstanbul ayağı olarak gerçekleştirilen serginin küratörlüğünü Beral Madra üstleniyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve Cittadellarte-Pistoletto Foundation ortaklığıyla düzenlenen ve ücretsiz olarak gezilebilen sergide Erol Eskici, Leone Contini, Eda Gecikmez, Mary Zygouri, Driant Zeneli ve Naci Güneş Güven'in çalışmaları yer alıyor.

Serginin sanatçıları geçtiğimiz yıl Haziran ve Temmuz aylarında, Cittadellarte-Pistoletto Vakfı'nın Biella'daki merkezinde bir konuk sanatçı programına katıldılar. Avrupa ve Türkiye arasında günümüzdeki kültür alışverişini etkilediği varsayılan tarihsel kültür ilişkileri üzerine projeler geliştiren sanatçılar program boyunca, Gülçin Aksoy, Ergin Çavuşoğlu, Güven İncirlioğlu, Adrian Paci, Michelangelo Pistoletto ve Igiaba Scego gibi isimlerle ortak çalışmalarda bulundular. Sergide bu iki aylık ortak çalışma sürecinin sonucu olan yapıtları sunuluyor.

2012 yılında hayata geçirilen "Osmanlılar ve Avrupalılar, 500 Yıllık Kültürel İlişkiler Üstüne Düşünmek" başlıklı proje, Avrupa ve Türkiye'nin 500 yıllık ortak kültür hazinesine yolculuk yapmak ve kültürel ilişkilerin yeniden düşünülmesini sağlamayı amaçlıyor. Projenin ortaklığını, Belçika'dan BOZAR Güzel Sanatlar Merkezi, Türkiye'den İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Polonya'dan National Museum in Krakow, İtalya'dan Cittadellarte-Pistoletto Vakfı, Avusturya'dan Kunsthistorisches Museum Vienna ve Hollanda'dan Witte de With for Contemporary Art üstleniyor. Projeye ortak olan her sanat kurumu ülkesinde "Osmanlılar ve Avrupalılar, 500 Yıllık Kültürel İlişkiler Üstüne Düşünmek" başlığı altında farklı etkinlikler düzenliyor. Projeyle ilgili genel bilgiye ve diğer etkinliklere buradan ulaşılabiliyor.

Cittadellarte-Fondazione Pistoletto Proje Ekibi

Paolo Naldini
Cecilia Guida
Juan Esteban Sandoval
Küratöryel ekip

Giulia Crisci
Elisa Tosoni
Asistanlar

Elisa Pierandrei
Misafir gazeteci

İstanbul Proje Ekibi (İKSV)

Tuna Ortaylı Kazıcı, Selen Erkal, Ümit Mesci, Gamze Öztürk, Erim Şerifoğlu, Selin Pervan, Erdal Hamamcı, Mehmet Camadan, Selçuk Metin, Özlem Bekiroğlu, Özge Özgüleryüz, Zeynep Seyhun, Erdem Arda Güneş, Zeynep Toktaş, Ege Yaman

OSMANLILAR VE AVRUPALILAR: GEÇMİŞ ZAMANLAR VE OLASILIKLAR
500 Yıllık Kültürel İlişkiler Üstüne Düşünmek

Beral Madra

Osmanlılar ve Avrupalılar: Geçmiş Zamanlar ve Olasılıklar sergisi, Brüksel'deki BOZAR Güzel Sanatlar Merkezi'nin liderliğinde yürütülen Osmanlılar ve Avrupalılar: 500 Yıllık Kültürel İlişkiler Üstüne Düşünmek adlı projenin İstanbul sunumu olarak, Cittadellarte-Pistoletto Vakfı ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ortaklığıyla gerçekleştiriliyor. Sergide, sanatçılar Leone Contini, Erol Eskici, Eda Gecikmez, Naci Güneş Güven, Driant Zenelli ve Mary Zygouri, 29 Haziran-17 Temmuz 2015 tarihlerinde konuk sanatçı olarak yaşadıkları ve çalıştıkları Biella'daki Cittadellarte-Pistoletto Vakfı'nda tohumları atılan eserlerinin ilk sunumlarını yapıyor. Gülçin Aksoy, Ergin Çavuşoğlu, Güven İncirlioğlu, Adrian Paci ve Michelangelo Pistoletto bu çalışma sürecine düşünce, bilgi ve deneyimleriyle katkı sağladılar. Sanatçıların ikinci buluşması 1-3 Ekim 2015'de İstanbul'da düzenlendi. Bu konuk sanatçı programı, Paolo Naldini, Juan Sandoval, Cecilia Guida ve benim dâhil olduğum bir küratöryel ekiple gerçekleştirildi. Serginin küratörlüğünü ise Juan Sandoval ile birlikte üstleniyoruz.

Projenin Biella'daki konuk sanatçı bölümü, Ortadoğu, Doğu ve Güney Akdeniz siyasal coğrafyasında sürmekte olan savaş, terör, derin toplumsal ve ekonomik bunalım ve kitlesel mülteci krizi sırasında yapıldı. Buluşmanın ön amacı, BOZAR'daki tarihsel sergiye ilişkin olarak Avrupa Birliği ve bölgedeki stratejik ülke Türkiye'nin çağdaş sanatçıları arasında sanatsal ve yaratıcı ilişkileri güncelleştirmekti; ancak sürmekte olan kriz bağlamında konuşma ve tartışmaların tarihsel, siyasal, ekonomik ve kültürel içerikleri genişledi ve karmaşıklaştı.

Osmanlılar ve Avrupalılar başlığına bağlı olarak tarihsel kazanımlar, kayıplar ve Avrupa ile Türkiye arasında günümüzdeki kültür alış-verişini etkilediği varsayılan tarihsel kültür ilişkileri üstüne düşünmeye davet edilen sanatçılar, ilginç ve kışkırtıcı sonuçlar alacaklarını tahmin edebiliyordu; ama hemen sonra daha kuşkucu ve muhalif de oldular. Sık sık sorular sordular: “Biz Osmanlı mıyız?”, “Biz Avrupalı mıyız?”, “Biz tarihçi miyiz?”, “Bu özgül tarih çağdaş sanat söylemleri ve pratiği açısından ne kadar geçerlidir?” Bu ağır ve karmaşık belleği ayrıntılı olarak tartıştılar ve her an duyumlu ve sorumlu bir yaklaşımla sürdürülebilir güncel ilişkiler için yeni iletişim ve işbirliği yolları aradılar. Sergideki yapıtlar bu tartışmalar ve diyaloglar içinden doğdu.

Türkiye'den ve Avrupa'dan sergiye katılan sanatçılar için düşüncelerini sanat yapıtı aracılığıyla topluma ulaştırmak –diğer yararlı özelliklerinden önce– demokrasiye, ifade özgürlüğüne ve insan haklarına katkı anlamına geliyor. Michelangelo Pistoletto'nun Unidee (Fikirler Üniversitesi) manifestosunun koruma kalkanının altında bu proje, sanatçıların var olan kültürel ve toplumsal-siyasal ortam ve sorunlar üstüne düşüncelerini yaymak için verimli bir çalışma oluşturuyor. Çalışma bilgi paylaşma, yorumlama ve besleyici işbirliğine dayandığı için de bu sergideki sonuç beklenenden çok daha değerli oluyor.

Leone Contini

1976'da doğdu. Floransa yakınlarında yaşıyor.

Sindirilmeyen-Gelibolu, 2016
Videolar, nesneler
Kurgu: Savaş Fatih Doğan

Çanakkale Savaşı'nda iki farklı ulusal kimlik baş verdi: her ikisi de bir galibiyet ve bir yıkımın epik anlatılarına dayanan Türk ve Avustralyalı benlikleri. İşini eski bir savaş alanı üzerine tasarlayan Leone Contini, günümüzü halen etkilemekte olan bir geçmişi hatırlamak için kendine has bir strateji geliştirdi. Mermiler, insan parçaları, barınak döküntüleri, betonarmeden uç vermiş demir filizleri, tel örgüler, şarapneller, konserve kutuları, fişekler ve daha bir sürü şeyle, kısacası olağanüstü miktarlarda, çoğunluğu madeni savaş çöplüğüyle dolu bir ekosistem olarak bu “yerin” yanında saf tuttu. Bir güvenlik aleti için fazlaca grotesk sayılabilecek Gold Century etiketli, modifiye bir el detektörüyle bu eski savaş alanının “tenini” taradı. Fakat bu tarama, ekosistem bu modern felaketin sonuçlarını nafile bir çabayla sindirmeye çalışıyormuşçasına büyük çoğunluğu derinlerde gömülü demir kalıntılarının yalnızca yüzeyin birkaç santimetre altında kalanlarını saptayabildi. Sanatçının performansı, savaş kalıntılarını toplarken çıkan özgün sesler eşliğinde videoya kaydedildi. Leone'nin stratejisi şüphesiz, insan aktivitelerinin Dünya'nın jeolojisi ve ekosistemleri üzerinde önemli ölçüde etkili olmaya başladığı günümüz jeolojik çağı Antroposen çerçevesinde değerlendirilebilir.

http://leonecontini.tumblr.com
http://leonecontini.wordpress.com

Teşekkürler:
Seyhan Boztepe, CABININ - Çanakkale Bienali İnisiyatifi, Tuba Elmacı, Deniz Erbaş, Suat Karataş, Ege Yaman


Erol Eskici

1984'te Hakkari'de doğdu. İstanbul'da yaşıyor.

Antiklinal-Senkinal, 2015-2016
Toprak, ahşap, kriko
Değişken boyutlar

Antiklinal ve senklinal birer jeomorfoloji terimidir. Bu terimler, tektonik hareketlerle birbirine basınç uygulayan yer kabuğu parçalarındaki dalgalanmalara işaret eder. Bu dalgalanmalar sonucu ortaya çıkan kıvrımların yükselen kısmına antiklinal, çöken kısmına ise senklinal denir. Bu eser demografik, politik altüst oluşları; yer ve el değiştirmeleri; jeopolitik olanı jeoloji üzerinden sembolik ve dolaylı olarak temsil düzeyinde ele almayı amaçlıyor ve doğrudan referanslar yerine yalnızca jeolojik bir retorik dil tercih ediyor. Sergi bağlamında Ortadoğu, Afrika ve Balkanlar'dan toplanan toprak parçaları bir araya getirilerek yerleştirmeye ismini veren jeomorfolojik formu oluşturuyor. Birer sıcak çatışma alanına dönen bu coğrafi parçalar, her gün el değiştirmekte ve iç içe geçmekte, gerilmekte ve sıkışmakta. Her antiklinal zoraki olarak nefes alıp verir. Bu nefes alıp verme hareketi düzeneğin salt stratejik alanlar üzerine kurgulanmış bir yapı değil, bilakis coğrafya-insan ikilisi üzerine kurgulanmış olduğunu gösterir.

http://eroleskici.com
http://sanatorium.com.tr

Teşekkürler:
Gülçin Aksoy, Ergin Çavuşoğlu, Cecilia Guida, Güven İncirlioğlu, Gerhard Lechner, Eva Lechner, Paolo Naldini, Michelangelo Pistoletto, Juan Sendoval, Elisa Tosoni


Eda Gecikmez

1984'te İstanbul'da doğdu. İstanbul'da yaşıyor.

Canlandırma, 2015
İki kanallı video yerleştirme, HD, 31:19 (tekrar halinde)
Kamera: Yukio Unia
Fotoğraflar: Giulio Fossati, JE Sandoval
Kurgu: Savaş Fatih Doğan

Eda Gecikmez çalışmasını, Cenova'da tanıştığı Afrikalı göçmenler üzerine şekillendirdi. Sanatçı, şehirde yaşayan Afrikalı halka, müzisyenlere ve dansçılara geleneksel kıyafetler diken terzi Abdou'dan kendisine bir elbise dikmesini istedi. Elbiseyi giyerek sokaklarda gezindiği Biella'daki ilk performansında Gecikmez, şehirde yabancı oluşunu, otantik elbisenin de getirdiği kültürel yükle bir kat daha derinden deneyimler. Sokaklar bitip denize vardığında, orada çakılı kalır. Cenova sahilinde yaptığı ikinci performansında ise ufka karşı, izleyiciye arkası dönük öylece hareketsiz durur. Bir sınıra dayanmıştır ve şimdilik bir hamle yapacak, adım atacak şansı yok gibidir.

http://www.edagecikmez.com

Teşekkürler:
Gülçin Aksoy, Giulia Callori, Ergin Çavuşoğlu, Diaw Cheikh Abdou, Güven İncirlioğlu


Naci Güneş Güven

1986'da Samsun'da doğdu. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor.

İstiflenmiş Osmanlı Mezartaşları ve Oda, 2016
Bilgisayar tabanlı görüntü, fine art baskı

Merhum kişinin sosyal hayattaki konumu veya ait olduğu çevreye özgü temsillerinden yola çıkarak tasarlanan Osmanlı mezar taşları, söz konusu kişinin yaşarken bıraktığı izi de temsil eder. Naci Güneş Güven'in bilgisayar ortamında ürettiği, Osmanlı mezar taşlarının anonim bir ortamda yığıntı olarak kurgulandığı kompozisyonu oluşturan öğeler, hem rastgele konumlanışları hem de tasarımlarıyla fiziksel dünyaya yakın bir görünüşe sahip olmakla birlikte, yapaylıklarını ele veren birtakım ipuçları da taşıyor. Bu yapı, normalde dışarıda konumlanan mezar taşlarının iç mekânda kurgulanmasıyla absürt olarak nitelenebilecek bir görünüm kazanıyor. Tarihi kalıntılar olarak değerlendirilen Osmanlı mezar taşları, bilgisayar ortamında gerçellenen (render alınan) bu halleriyle, Osmanlı mezar tipolojisi ve ölüm kültürüne ilişkin kolektif bir imgenin bireysel ve rastlantısal bir yorumunu taşıyor. Kutsallık haleleri iptal edilen taşlar, ölüm olgusunu kişisel payeler ve toplumsal konumlamaların ötesinde sadece izler ve çağrışımlar üzerinden okunabilen soyut bir temsil sorunu olarak ele alıyor.


Driant Zeneli

1983'te Arnavutluk, İşkodra'da doğdu. Milano ve Tiran'da yaşıyor.

Venezia, 2016
Tek kanallı HD video, ses, müzik, renkli

Driant Zeneli, Venedik'in mimarisini hareketli görüntüler ve sesler aracılığıyla temsil etmek için Said Murad'ın besteleri ve Kudüs'teki Sabreen Studio'nun yönetmeniyle bir film çekmeye karar verdi. Fakat bu filmde, İtalya'dakinden ziyade yalnızca birkaç yıllık ömrü ve tarihi olan bir Venedik'le karşılaşıyoruz. Bu yapı, Ege Denizi'nin Akdeniz'le buluştuğu, Türkiye'nin güneyindeki Antalya'da bulunuyor. Sanatçı, kültürleri ve arkitektonik etkileşimleri birlikte işleyen bir sembol olarak Venedik'i tercih ediyor. Doğu Batı'yla veya Batı Doğu'yla buluştuğunda ortaya ne çıkar? Doğru ve yanlış nedir? Kim bilir, belki Venedik'in kalıntıları bir gün İtalya yerine Antalya'da su yüzüne çıkacak. Fiili bir çağdaş arkeolog gibi çalışan Zeneli'nin filmi Venezia, yeni inşa edilmiş bu yapının uyandırdığı imge ve imgelemlere odaklanarak tarih üzerine bir gözlem kayması öneriyor.

http://driantzeneli.blogspot.com

Teşekkürler:
Gülçin Aksoy, Mustafa Bolat, Valentina Bonizzi, Banu Bozkurt & Nergiz Sencan (Venezia Deluxe Palace Resort), Naci Büvet (Masal Medya), Cecilia Guida, Ayça Karaağaç, Said Murad, Paolo Naldini, Sabreen Association for Artistic Development, Juan Sandoval, Ebru Nâlân Sülün (Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Eğitim Bölümü)


Mary Zygouri

1976'da Atina'da doğdu. Yunanistan ve İtalya'da yaşıyor.

Anayasa Hamamı, 2016
Video, nesneler
Tasarlayan ve Yöneten: Mary Zygouri
Görüntü Yönetmeni: Selçuk Metin
Montaj: Leonidas Papafotiou
Ses Tasarımı: Andreas Govas

Mary Zygouri projesini, 1911'de Dolapdere'de kurulan, mütevazı olduğu kadar tarihi bir hamam üzerine geliştirdi. Zygouri, kırmızı toprakboyalı ön cephesinde yer alan Yunanca, Ermenice ve Osmanlıca üç yazıta göre ilkin, İkinci Meşrutiyet Dönemi'ne (Genç Türk Devrimi) atıfla Meşrutiyet Hamamı adı verilen hamamın toplum-tarihsel anlamını yorumladı. Ne var ki 1923'teki yangından sonra yenilenen hamamın ismi, ilk ismine de referansla Hürriyet Hamamı'na dönüştürülmüş. Hamamın isminin geçirdiği bu dilbilimsel başkalaşımlar sanatçıyı, anayasa ve özgürlüklerin günümüzde taşıdığı hayati karmaşıklıkların yanı sıra bir saflık ve sağaltım mekânı olarak hamamın metaforik anlamlarına da yönelten çok katmanlı politik göstergelerdi. İş, 30 Ocak 2015 günü, Ermeni, Yunan ve Türk kökenli misafirlerin etkin katılımıyla hamamda gerçekleşen performansın etrafında şekillendi. Anayasa Hamamı adlı video ve şu an gösterimde olan enstalasyon, bu kolektif deneyimden artakalanlardır.

http://vimeo.com/user9515713

Teşekkürler:
Can Aykal, Niştiman Aslan Cemal, Nuran Cilveyan, Hamit Çakır, Gökhan Çelem, Sami Çetin, Ergün Çolakoğlu, Güneş Ökçelik, Andonis Palma, Ovakim Şirinyan, Gökhan Turnalı, Aydemir Yağmur