Kapat
Gönderiliyor...
ŞUB
23

Kültür Politikaları Sivil Toplum Girişim Grubu, kültüre katılım ve kültürel hakların yeni anayasada güvence altına alınmasını talep ediyor

Kültür dünyasının farklı alanlarında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturdukları Kültür Politikaları Sivil Toplum Girişim Grubu, yeni anayasada yer almasını talep ettikleri öncelikli ilkeleri ve kültür politikaları alanında gündeme getirilmesi önem taşıyan konuları kamuoyuyla paylaşmak amacıyla, 16 Kasım Çarşamba günü İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde bir basın toplantısı düzenledi.


Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mahkeme Salonu’nda gerçekleştirilen basın toplantısına, Kültür Politikaları Sivil Toplum Girişim Grubu adına Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ve toplantıya ev sahipliği yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi, Kültür Politikaları ve Yönetimi Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve Kültür Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serhan Ada konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda, sivil kesimin kültür politikalarına yaklaşımını ortaya koyan Sivil Toplum Gözüyle Türkiye Kültür Politikası Raporu'ndan hareketle, sivil toplum kuruluşlarının öncelik verdiği maddeler açıklandı.

Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, yeni anayasa hazırlık sürecinde yurttaşların kültüre katılım hakkının ve kültürel hakların dikkate alınmasının anayasanın demokratik niteliği açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Kültür Politikaları ve Yönetimi Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu üyesi ve Kültür Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serhan Ada yaptığı konuşmasında “Kültür Politikası hazırlamak çok yönlü, çok aktörlü, uzun vadeli bir süreç. Üç yıl boyunca 185 kişinin katılımıyla yapığımız Kültür Politikası çalışmasında bunu açıkça gördük. Şimdi projenin kamuoyu önündeki savunucusu STK’ların aktif katılımıyla devam ediyoruz. Halkaları genişleterek devam edeceğiz.” dedi.

Avrupa Konseyi çalışmaları çerçevesinde, kültür alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sanatçılar, akademisyenler ve kültür girişimcilerinden oluşan 185 kişi, üç yıllık bir süreç sonucunda kapsamlı bir kültür politikası raporu hazırladılar. İlk kez sivil kesimin kültür politikalarına yaklaşımını ortaya koyan bu kapsamlı çalışma, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Türkiye’nin ulusal kültür politikası raporunu hazırlama çalışmaları sürerken, Haziran ayında Türkçe ve İngilizce tek cilt halinde Sivil Toplum Gözüyle Türkiye Kültür Politikası Raporu adıyla kitaplaştırıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan Sivil Toplum Gözüyle Türkiye Kültür Politikası Raporu, kültür dünyasının yaşadığı yapısal ve hukuki sorunlara dikkat çekerken, kültür politikalarının günümüzde nasıl olması gerektiğine dair STK’ların fikirlerini ortaya koyuyor. Rapor, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin yanı sıra İstanbul’daki kitapçılarda bulunabilir.

Kültür Politikaları Sivil Toplum Girişim Grubu’nda Anadolu Kültür, İstanbul Kültür Sanat Vakfı, Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı, Sabancı Üniversitesi - İstanbul Politikalar Merkezi, Tarih Vakfı, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği ve Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı temsilcileri yer alıyor.

Kültür Politikaları Sivil Toplum Girişim Grubu çalışmaları önümüzdeki dönemlerde de devam edecek.

Kültür Politikaları Sivil Toplum Girişim Grubu’nun öncelikli bulduğu maddeler

• Kültürel haklar insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır. Kültürel çeşitliliğin tanınması ve korunması devletin temel görevidir.
• Kadınlar ve gençlerin kültürel faaliyetlere etkin biçimde katılabilmeleri çağdaş demokrasinin gereğidir.
• Cinsiyet, inanç, etnik kimlik ve tüm kültürel farklılıklar gözetilmeksizin tüm yurttaşların kültürel faaliyetlerin düzenlenmesine eşit bireyler olarak katılım hakları vardır. Kültürün tüm yurttaşlar tarafından paylaşılabilmesi esastır.
• Tüm dezavantajlı kesimlerin kültürel hayata erişimini sağlayacak düzenlemeleri yapmak devletin görevidir.
• Her yurttaş anadilini öğrenme ve anadilinde kültürel faaliyette bulunma hakkına sahiptir.

Bu ilkelerin anayasada yer alması anayasanın demokratik ve kapsayıcı olması için önem taşımaktadır.

• Türkiye’nin Kültür Vizyonu 2023 ve Eylem Planı sivil toplumla işbirliği içinde katılımcı bir şekilde hazırlanmalıdır. Kültür Vizyonu, tüm politika geliştirme ve uygulama çalışmalarına ışık tutmak üzere özgürlük, kültürel çeşitlilik, eşitlik ve ayrımcılık karşıtlığı ilkelerini benimsemelidir. UNESCO Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi imzalanarak, Türkiye’de kültürel ifadelerin çeşitliliğinin korunması ve geliştirilmesinin Vizyon’un temel ilkesi olduğu vurgulanmalıdır.
• Türkiye'nin kültürel mirası bu topraklardaki tüm kültürlerin ortak birikimidir. Somut ve somut olmayan bu kültürel miras, kültürel çeşitliliği korumak ve kültürlerarası diyaloğu kolaylaştırmak için bir kaynak olarak görülmeli ve geliştirilmelidir. Turizm, kalkınma ve bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi için büyük bir değer taşıyan kültür mirasının korunması önceliklidir, bunun için gerekli kaynaklar ayrılmalıdır.
• Kültür endüstrileri ve yaratıcı endüstriler istihdam yaratan, ekonomik kalkınmaya katkı sağlayan özellikleriyle kültür politikasında merkezi bir konuma getirilmelidir. Bu alandaki hukuki ve idari düzenlemelerin, alanın ihtiyaçları ve gelişimi yönünde yapılması gerekir.
• Devletin kültür hayatındaki rolü, düzenleyici ve altyapı hazırlayıcı olmalıdır. Devlet, sanat ve kültürel faaliyetlerinin üretiminde bir aktör ya da sunucu olarak yer almaz; kültürün üretimi ile yaygın ve geniş dağıtımı için gerekli altyapıyı, olanakları, ülke çapında kültüre erişimi sağlar. Bu hedeflere ulaşmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın genel bütçe içindeki payı %0.5’ten %1'e yükseltilmelidir.
• Kültür yönetiminde yerelleşme esastır. Yerelleşmenin tamamlanabilmesi için gerekli yetki devrini sağlayacak yasal düzenlemeler tamamlanmalıdır. Halihazırda birbirinden bağımsız olarak faaliyet gösteren Kültür ve Turizm Bakanlığı yerel birimleri, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin sorumlulukları ayrı ayrı tanımlanmalı ve bunların koordinasyon içinde çalışmaları sağlanmalıdır. Kültür politikaları kentler ve bölgelerin potansiyelleri, öncelikleri ve ihtiyaçlarına uygun olarak yerel aktörler tarafından katılımcı bir şekilde geliştirilmeli ve hayata geçirilmelidir. Yerelleşmenin etkin olarak işlemesi için kent konseyleri, sanatçı örgütleri, kültür alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri ve kültür profesyonellerinin karar süreçlerinde paydaş olarak söz sahibi olacakları bir yönetişim modeli benimsenmelidir.