Kapat
Gönderiliyor...
NİS
30
Arşiv
>

Güncel Haberler

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi’ndeki Türkiye Pavyonu açıldı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın girişimi ve 21 destekçinin katkılarıyla Türkiye, dünyanın en önemli güncel sanat ve mimarlık etkinlikleri arasında sayılan Venedik Bienali’nde uzun süreli bir mekana sahip oldu. Venedik Bienali’nin iki ana mekanından biri olan Arsenale’de 2014-2034 yılları arasında tahsis edilen bu mekan sayesinde Türkiye, bu yıl ilk kez ulusal bir pavyonla Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi’nde de yer alıyor.

7 Haziran-23 Kasım 2014 tarihleri arasında Schüco Türkiye ve VitrA eş sponsorluğunda gerçekleştirilen Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi’nde bu yıl ilk kez yer alan Türkiye Pavyonu’nda Places of Memory (Hafıza Mekanları) başlıklı proje sergileniyor. Places of Memory Venedik Bienali’nde tahsis edilen 20 yıllık uzun süreli mekandaki ilk proje oldu.

5 Haziran Perşembe Günü Açılışı Yapılan Türkiye Pavyonu’na İlgi Büyük Oldu

Küratör Murat Tabanlıoğlu, proje koordinatörü Pelin Derviş ve sergi ekibi Ali Taptık, Alper Derinboğaz, Candaş Şişman, Metehan Özcan ve Serkan Taycan’ın katılımıyla 5 Haziran Perşembe günü yapılan Türkiye Pavyonu açılışında Places of Memory, uluslararası mimarlık dünyasına tanıtıldı.

Türkiye Pavyonu’nun açılış törenine, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Schüco Türkiye Genel Müdürü Can Eren, VitrA adına Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu Başkanı Atalay Gümrah, Häfele İcra Kurulu Başkanı Hilmi Uytun ve İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rüstem Çetinkaya katıldı. TC Paris Büyükelçisi Hakkı Akil, Dışişleri Bakanlığı Yurtdışı Tanıtım ve Kültürel İlişkiler Genel Müdürü Lale Ülker, TC Roma Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı Birinci Müsteşar M. Erkan Aytun, Kültürel Diplomasi Genel Müdür Yardımcılığı Daire Başkanı Cem Kahyaoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürü ve Bakan Danışmanı Abdurrahman Çelik ve Roma Kültür ve Tanıtma Müşavirliği Ataşe Yardımcısı Enis Uğur da katılımcılar arasında yer aldı. Açılışa ayrıca, mimarlar, akademisyenler, sanat profesyonelleri ve küratörler katıldı.

Türkiye Pavyonu, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın koordinasyonunda, Schüco Türkiye ve VitrA’nın eş sponsorluğunda, Häfele’nin prodüksiyon desteği, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nin katkısı ve TC Dışişleri Bakanlığı ile TC Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde gerçekleştiriliyor. 

Bienalin “Absorbing Modernity: 1914-2014” temasını bireysel algı ve deneyimler üzerinden ele alan Places of Memory projesi, Taksim-Salıpazarı, Bâb-ı Âli ve Büyükdere Caddesi gibi İstanbul’daki üç bölgeye odaklanıyor.

Küratör Murat Tabanlıoğlu projeyi şöyle anlatıyor: “İlk Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin başlığını ve içeriğini oluşturan ‘yer/mekan’ ve ‘hafıza’ kavramları bu yeni mekanda atılan ilk adım olarak bir başlangıcı tespit ediyor… Pelin Derviş ile birlikte oluşturduğumuz geniş bir listenin değerlendirmesini takiben birlikte çalışmanın verimli olacağına inandığımız beş mimar/sanatçı arkadaşımızı davet ettik… Mimari üretimde olduğu gibi, bir projenin, tüm veriler göz önünde bulundurularak, ilk çizimlerden itibaren şekillenmeye başlamasına rağmen, ilerledikçe katkılarla gelişen doğal bir süreç olması bu çalışmada da tercih ettiğimiz yöntem oldu.”

Tabanlıoğlu ayrıca şöyle ekliyor: “Mekansal nitelikleri korumak adına, sade ama cesur bir jest ile mekanın ortasına bağımsız bir duvar kurmayı tercih ettik. Duvarın ortasında, sergiye çalıştığımız bölgeler üzerine farklı ölçeklerde işler üreterek katılan sanatçı ve mimarların dördüne birer yüzey sunacak şekilde düzlemler yaratan bir yırtık var… Bu yılın genel teması içinde özellikle vurgulanan ‘mimarlar değil, mimarlık’ üzerinden tanımlamak ana fikri ile, bireysel algılama, hikaye etme ve hatırlama yoluyla serginin yönlenimlerine bir bakıma ayak uydurduk, üretimlerimizde bakışımızı farklı bakışlarla kesiştirdik.” 

Türkiye Pavyonu’ndaki projeye, gerekli desteği ve danışmanlığı sağlamak amacıyla İKSV tarafından bir Bilim Kurulu da oluşturuldu. Bilim Kurulu üyeleri arasında, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Erdem, İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Şehir Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Murat Güvenç, Ağa Han Mimarlık Ödülü önceki Genel Sekreteri ve Dünya Mimarlık Topluluğu Başkanı Prof. Dr. Suha Özkan ve Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Tanyeli yer alıyor. 

Places of Memory Kitabı

Projeye eşlik etmek üzere hazırlanan ve editörlüğünü Pelin Derviş’in üstlendiği kitapta, 2010 yılında Venedik Bienali 12. Uluslararası Mimarlık Sergisi İtalyan Pavyonu’nun küratörü Luca Molinari’nin, Murat Tabanlıoğlu, Pelin Derviş, Ali Taptık, Alper Derinboğaz, Aslı Altay, Candaş Şişman, Metehan Özcan ve Serkan Taycan ile yaptığı röportajlar yer alıyor. Kitabın tasarımını serginin iletişim malzemelerini de tasarlayan Aslı Altay (Future Anecdotes Istanbul) üstleniyor. Türkçe-İngilizce olarak basılan kitap, bienalde ve kitapçılarda satışa sunuluyor. 

Türkiye Pavyonu Atölye Çalışmaları

Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi sırasında katılımcı ülkelerden projeleri seçilenler bir panel dizisinde yer alacak. Türkiye panele, 31 Ekim Cuma günü 11.00-18.00 saatleri arasında Arsenale Corderie’de yapılacak uluslararası öğrenci atölyesiyle katılacak. Murat Tabanlıoğlu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı bünyesinde yürüttüğü stüdyosuna 2014 bahar döneminde devam eden öğrencileriyle birlikte bu programa yönelik bir hazırlık yapıyor. Çalışmaların Venedik’te bienal esnasında sergileneceği, tartışılacağı atölye programına Politecnico di Milano’dan bir grup öğrenci ile Türkiye’de Bilgi Üniversitesi’nde Mehmet Kütükçüoğlu ile çalışan öğrencilerin de katılması planlanıyor.

Türkiye Pavyonu Destekçileri

Türkiye’nin Venedik Bienalleri’nde uzun süreli bir mekanda yer almasını sağlayan kişi ve kurumlar arasında Akbank, Mehveş-Dalınç Arıburnu, Berrak-Nezih Barut, Ali Raif Dinçkök, Vuslat Doğan Sabancı, Füsun-Faruk Eczacıbaşı, Oya-Bülent Eczacıbaşı, Enka Vakfı, Nesrin Esirtgen, Eti Gıda San. ve Tic. AŞ, Can Has, Öner Kocabeyoğlu, MAÇAKIZI, Tansa Mermerci Ekşioğlu, Polimeks Holding, SAHA, Taha Tatlıcı, T. Garanti Bankası AŞ, Vehbi Koç Vakfı, Zafer Yıldırım, Yıldız Holding AŞ yer alıyor.

Places of Memory Kitabından Alıntılar (Istanbul: İKSV, 2014)

Places of Memory (Hafıza Mekanları)

—Murat Tabanlıoğlu

“Özellikle son on yılda olağanüstü bir kentsel dönüşüm geçiren İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsan—bunun ilk anda kulağa bir klişe gibi geleceğinin farkındayım—gerçekte olup bitene bakmak hayati öneme sahip. Mimarlığın ve yapılı çevrenin sadece nesnesiyle, yani binalarla değil, bizimle de, yani bizim yerle ilgili hatıralarımızla ilişkili olduğunun farkında olarak, şunu sormak gerekiyor: Ya bunları kaybedersek? Kendi hatıralarımızı mı kaybetmek üzereyiz? Bir süreliğine yapılı çevreyi kendi deneyimlerimizle, geçmişimizle, öznel bir yaklaşımla ilişkilendirmeye çalışalım, bizim için ne anlama geldiğini hissedebilmek için.”

Reform-Reset-Revisit
—Ali Taptık

“Nostalji ve hafıza…. Bunlar bir şekilde birbirini besleyen iki farklı şey… Ben etrafımdaki şeylerin çok fazla, çok hızlı değiştiğini derinden hissetmeye başladım. Bu da beraberinde tuhaf bir tedirginlik, bir kayba uğramışlık hissi getiriyor… fotoğrafın kendisi dönüştürdüğünüz, ve dönüştürerek tarihin bir parçası kıldığınız bir olayla uğraşmak zorunda kaldığınız iki ucu keskin bir bıçak, dolayısıyla her zaman öznel, ve her zaman bir inşa süreci söz konusu… bana ait olmayan bir hafıza türüne de sahibim, yani buraların 50 ya da 100 yıl önce neye benzediğini gözlerimin önüne getirmeye çalışıyorum. Geçmişe yönelik belirli bir özlemim var, ama bunu romantikleştirmeden temsil etmeli veya yakalamalıyım… İmge kümelemesiyle belirli yerlerle ilgili durumları birbirleri arasında ilişkilendirmeye ve tüm bu farklı kentsel alanları birbirine bağlamaya çalışıyorum.

Modalities of the Spontaneous
—Alper Derinboğaz

“Büyükdere şu anda son derece belirsiz ve son dönemde şekillenmiş bir kentsel fragman. Orada tam olarak ne olup bittiğini anlamak son derece zor... Bununla ilişkili olarak, bu girift anları anlamak için süreç örüntülerine baktım. Günümüzün geçmişle ilgili kavrayışlarını inceleyerek bu mevcut parçalı durumun altında neler olup bittiğinin izini sürmeye çalışıyordum. Topoğrafyadan toplumsal değerlere veya siyasi manevralara uzanan, farklı durumlara—ve birçok şeyin dönüşmesine—sebep olan çeşitli katmanlar söz konusu. Bu izleri sürerken mimar, politikacı, şehir planlamacısı gibi aktörlerden bahsetmeye gerek bile yok. Perspektif değiştirmek ve bunların ardında ne yattığına bakmak, topoğrafya, altyapı ve bu dinamik şehri şekillendiren diğer şeylere dair veriye odaklanmak da mümkün. Aynı faktörleri bir araya getiren şehrin kendisi başrolü üstleniyor.”

Sonicfield-01
—Candaş Şişman

“Mekanı hissetmemizi sağlayan farklı hisler ve duyular vardır… ses üzerine geliştirdiğim işin çerçevesini oluştururken benim için önemli olan ses ile farklı ölçeklerdeki (makro-mikro) mekanlar arasındaki ilişki oldu… Farklı yerlerden sesler kaydedeceğim ama bu sesleri oldukları gibi kullanmayacağım. Bu yerlerdeki sesin kendine özgü yapısını keşfetmeye çalışacağım. Yapıların temel bileşenlerini çıkarabilmek için neredeyse mikroskobik bir bakışla yaklaşacağım, daha sonra bu yapının soyutlaması üzerine kurulu bir simülasyon, yeni bir ses yaratmaya çalışacağım… Birçok farklı ses kaynağından farklı zamanlamalarla gelen seslerin oluşturduğu düzensiz ve değişken yapılar ise benim için önemli olan bir diğer nokta. Bu şekilde hiç beklemediğiniz anlarda beklenmedik ses ilişkileri ve yapıları ortaya çıkıyor… Doğal bir fenomeni gözlemlemek gibi kontrolünüz dışında farklı olasılıkların bir araya gelmesiyle oluşan bir bütünlüğü deneyimliyorsunuz ve onun bir parçası oluyorsunuz. Bu noktada artık kaygı gütmekten veya kavramsal düşünüş biçimlerinden kopup bütünlüğün ve akışın bir parçası haline gelerek anı deneyimliyorsunuz.”

Recipes No 24 & First Geographies
—Metehan Özcan

“Hafıza hem kişisel deneyime hem de belirli bir bağlam içinde binanın farklı temsillerine dayalı. İnşaat bittikten ve insanlar bina aracılığıyla etkileşime geçmeye başladıktan sonra, bina başka bir şeye dönüşüyor. Kamusal ve kişisel fotoğraflar gibi imge katmanları da bir binanın hafızasını oluşturuyor; bina tekil bir bina olmaktan çıkıyor… kullanıcının hafızasıyla ve kimliğin temsili olarak hafızayla uğraşmayı seviyorum. Bir eve taşındıktan sonra iç mekanı hem ihtiyaçlarınız hem de kimliğinizin temsili doğrultusunda tasarlar, yaratırsınız. Her ne kadar evi özel alan olarak tanımlasak da, kamusal alanda kendimize biçtiğimiz rolün mekanı olarak da düşünebiliriz. Evde oluşturduğumuz mekan kurgusu, satın aldığımız mobilyalar ve nesneler olduğumuz kişi kadar, olmayı istediğimiz kişinin de tanımını kurarlar… iç mekana dair kişisel kararlara çoğunlukla toplumsal kodlar ve mimarlık kültürünün önermeleri rehberlik eder.”

Agoraphobia
—Serkan Taycan

“Kolektif hafızanın şehirde en yoğunlaştığı yer ise, elbette meydanlar. Meydanların tarihsel gelişim sürecine bakarsanız, şehrin nasıl dönüştüğünü de kolayca anlayabilirsiniz. Ama aynı zamanda meydanların kişisel anılardan oluştuğunu da bilirsiniz. Meydanlar şehir sakinlerinin toplandığı, fikirlerini paylaştığı, toplumsal olayları eleştirdiği yerlerdir…. ilk buluşmalarınızı gerçekleştirdiğiniz yerler, veya protesto mekanlarıdır. Şehir meydanı kamusal hafızanın yoğunlaşma noktalarından biridir. Bu bölgelerdeki meydanların hepsinin (Taksim-Karaköy, Büyükdere ve Bab-ı Ali/Sirkeci) İstanbul’un kamusal tarihi açısından önemli rol oynadığını düşündüm… Buradan da her şeyi birlikte, tek bir karede kolayca görebileceğim uzak bir konum seçerek şehrin hafızasını fotoğrafla tasvir etme noktasına geldim. Bu, meydanın röntgenini çekmeye benziyor.”
 
Reflecting Modernity: Atatürk Cultural Center
—Pelin Derviş

“Bina (Atatürk Kültür Merkezi, AKM)  23 yılda tamamlandı.  Binanın temelleri 1946’da atılmıştı. Tamamlanması dönemin ekonomik ve siyasi koşulları yüzünden bu kadar uzun sürdü. Aynı dönemde dünyanın başka yerlerinde de yaşanmış birçok benzer vaka var. AKM örneğinde şehirde bir opera binası olmasını tutkuyla isteyen çeşitli aktörler vardı, mimarlar, tasarım ve mühendislik grupları, hükümet ve kültürel kurumlar gibi. AKM’nin planlama, inşaat ve işleyişindeki iniş ve çıkışlar Türkiye Cumhuriyeti’nin modern bir devlet ve toplum yaratma girişimindeki modernleştirme çabalarının dinamiklerini yansıtıyor.”

Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi

Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi, 7 Haziran tarihinde izleyicilerin ziyaretine açılıyor. 23 Kasım’a kadar devam edecek bienalde, Rem Koolhaas küratörlüğünde gerçekleştirilen “Fundamentals” başlıklı ana serginin yanı sıra ülke pavyonları da yer alıyor.

Biyografiler

Murat Tabanlıoğlu
1960 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. Viyana Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. 1990 yılında babası Hayati Tabanlıoğlu ile birlikte Tabanlıoğlu Mimarlık’ı kurdu ve içinde Milliyet gazetesinin de yer aldığı Doğan Medya Center’ı projelendirdi. 1995 yılında Melkan Gürsel Tabanlıoğlu firmaya ortak olarak katıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde  mimari stüdyo dersi yürüten Murat Tabanlıoğlu yurtiçi ve yurtdışında konferanslar veriyor. 2013 Ağa Han Mimarlık Ödülleri Master Jüri üyesi olan Murat Tabanlıoğlu,  AIA ve WAF gibi uluslararası yarışmalarda ve ulusal değerlendirmelerde jüri üyeliği yapıyor. Ayrıca, RIBA–İmtiyazlı üyeliği ve AIA Uluslararası üyeliği bulunuyor. 2000 yılından itibaren İstanbul’da Kanyon, Sapphire, Levent Loft, İstanbul Modern, Zorlu Center ve Zorlu Ofis; Ankara’da Doğan Printing Center ve Doğan Medya Center; yurtdışında ise Expo 2000 Hannover Türkiye Pavyonu, Libya’da Tripoli Kongre Merkezi, Malabo-Ekvator Ginesi’de Sipopo Kongre Merkezi, Kazakistan’ta Astana Stadyum ve Dubai’de Al-Fattan Crystal Towers; son zamanlarda ise Esas Aeropark, Konya Selçuklu Kongre ve Kültür Merkezi, AKM’nin renovasyon projeleriyle tanınan Tabanlıoğlu Mimarlık ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık bulundu. 2010 yılında ortağı Melkan Gürsel Tabanlıoğlu ile birlikte Middle East Architect Award’a ve 2013 yılında Big Project ME “Yılın Mimarı” ödülüne layık görüldü. 

Pelin Derviş
1967 yılında Ankara’da doğdu. Bağımsız editör ve küratör olarak İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. İTÜ Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu (1990). Yüksek lisans öğrenimini de aynı üniversitenin Mimarlık Tarihi Bölümü’nde tamamladı. Kent morfolojisinden nesne tasarımına farklı içerik ve boyutlarda projeler ürettiği ofisinde 14 yıl çalıştıktan sonra mesleğinin kültürel üretim boyutuna odaklandı. Yöneticiliğini üstlendiği Garanti Galeri’de pek çok sergi projesinin koordinasyonunu ya da küratörlüğünü yaptı (2005-2010). Katkıda bulunduğu yayınlar arasında İstanbullaşmak (ed.), Mapping Istanbul (ed.), Tracing Istanbul [from the air], Made in Şişhane: İstanbul, Küçük Üretim ve Tasarım Üzerine (ed.) isimli kitaplar yer alıyor. 2010 yılından bu yana çalışmalarını bağımsız olarak sürdürüyor. İşbirliği yaptığı kurumlar arasında SALT (Gökhan Karakuş ile birlikte Türkiye Mimarlık ve Tasarım Arşivi’nin kurulması ve geliştirilmesi; Modernin İcrası: Atatürk Kültür Merkezi 1946-1977 sergisinin eş-küratörlüğü); VitrA ve TSMD (VitrA Çağdaş Mimarlık Dizisi sergilerinin koordinasyonu; İstanbul Modern (MoMA ve MoMA PS1 işbirliğiyle gerçekleştirilen YAP İstanbul Modern projesinin koordinasyonu, 2013) yer alıyor. Türkiye’deki modern mimarlık üretiminin belgelenmesi ilgi alanları arasında yer alıyor.

Ali Taptık
1983 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu (2007). Yüksek lisans öğrenimine aynı okulda devam etti ve tezini “19. Yüzyıl İstanbul Fotoğraflarında Kent ve Mimarinin Temsili” üzerine yazdı (2011). Halen Mimari Tasarım programında doktora öğrencisi olarak öğrenimine devam eden Taptık, İTÜ Güzel Sanatlar Bölümü’nde fotoğraf üzerine dersler veriyor. “Remembering Me” (2000-2005) isimli ilk projesini, “Kaza ve Kader” adını taşıyan ikinci serisi takip etti. Birbirine bağlı birikmiş kentsel gerçekliklerin deneyimlenmesinin, tesadüfler, insanlar, mekanlar, ilişkiler ve duygular üzerine etkileri hakkında olan bu çalışması, kitap olarak Filigranes Editions tarafından Fransa’da yayınlandı (2009). Aynı sene ürettiği ve kentsel alanla ilgili strüktür ve bağları ele alan “Familiar Strangers” isimli serisi, kentin öznelerine ve özneleşen yapılara odaklanır. “Kaza ve Kader”in devamı olarak nitelendirilebilecek “Şaşılacak bir şey yok” (2010) roman formuna benzettiği anlatıların ikincisi olarak tanımlanabilir, ve kent yaşantısındaki kriz ve direniş temasına yoğunlaşır. Devam eden serilerinde Taptık, şehir ile insan arasındaki ilişkiye odaklanırken, kente analitik bakışları da işlerine dahil ediyor. 2010 yılında İstanbul’u Resmetmek–Türkiye’nin Görsellik tarihine Giriş isimli iki ciltlik kitabın ortaya çıkarılmasında, Uğur Tanyeli ve Bülent Erkmen’le işbirliğinde bulundu. 2012 yılında Marsilya’daki kentsel dönüşümü öznel bir dille anlattığı “başarısız deney yoktur” (Filigranes, 2012) yayınlandı. Çalışmaları Amerika, Avrupa ve Orta Doğu’nun birçok kentinde sergilenen Taptık, bağımsız yayıncılar kolektifi Bandrolsüz’ün de kurucularındadır.

Alper Derinboğaz
1982 yılında Ankara’da doğdu. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. 2005 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisansını UCLA’de tamamladı. Mimarlık ve Kentsel Tasarım çalışmalarıyla UCLA Graduate ödülünü aldı. Los Angeles ve İstanbul’da çalıştığı ofislerde ekolojik kulelerden, kamusal yerleştirmelere farklı ölçeklerde projelerde görev aldı. Yeni teknolojileri ve deneysel yaklaşımları tasarıma dahil eden projeleri hayata geçirdi ve bu kapsamda ulusal ve uluslararası yarışmalarda birçok ödül aldı. 2009 yılında mimarlık pratiği Salon’u kurdu. Üç uygulaması ile Arkiv Yılın Mimarlık Eserleri Seçkisi’ne giren Derinboğaz, 2011’de Arkitera Genç Mimar Özel Ödülü’nü aldı. 2013 yılında (MoMA ve MoMA PS1 işbirliğiyle gerçekleştirilen) YAP İstanbul Modern’e aday gösterildi ve seçilen beş finalistten biri oldu. Derinboğaz halen, Salon Architects’in kurucu ortağı olarak çalışmalarına devam ediyor; İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde atölye yürütücülüğü yapıyor ve “Media Architecture” seminerleri veriyor. Derinboğaz’ın tasarımları kuleden iç mekana çeşitlilik gösterse de işleri çoğunlukla yerin veya temanın temelinde var olan unsurları konu alıyor. Mekan deneyimleri ise hareketin çeşitli ifadeleri üzerinden etki kurmayı amaç ediniyor.

Candaş Şişman
1985 yılında İzmir’de doğdu. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’ni bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Animasyon Bölümü’nden mezun oldu (2009). Üniversite öğreniminin bir yılını Hollanda’da mültimedya tasarımı eğitimi alarak geçirdi (2006-2007). 2009’da arkadaşlarıyla birlikte Silo 1 oluşumunu kurdu. 2011 yılında Deniz Kader ile birlikte sanat ve tasarım alanlarında kolektif işler üreten NOHlab’i kurdu. 2007’den bu yana Prix ARS Electronica Computer Animation/Film/VFX Mansiyon ödülü, Roma Viedram Video ve Ses Tasarımı Festivali en iyi ses videosu ödülünü aldı. Nemo Dijital Sanatlar Festivali ve Fiber Audiovisual network festivali gibi birçok önemli festivale katıldı. Nerdworking ile birlikte İstanbul 2010 Kültür Başkenti kapsamında Haydarpaşa Garı’nda “Yekpare” isimli yansıtma yoluyla haritalandırma performansını ve İlhan Koman Hulda festivali kapsamında “FLUX” isimli görsel-işitsel enstalasyonu gerçekleştirdi. Candaş Şişman çalışmalarında dijital ve mekanik teknolojiler kullanarak zaman, mekan ve hareket kavramlarımızı manipüle etmeyi amaçlıyor. Şişman'ın yapıtları karmaşık bir temel üzerine kurulu olsa da biçimleri, izleyicinin sanat yapıtıyla entelektüel bir etkileşime girmesini sağlayacak sadelikte ve "süreç" bu yapıtlarda en önemli yapısal bileşen olarak öne çıkıyor.

Metehan Özcan
1975 yılında İstanbul’da doğdu. İzmir’de yaşıyor ve çalışıyor. 1993-1995 yıllarında St. Louis Devlet Üniversitesi’nde mimarlık önlisans öğrenimi gördü. Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’nde lisans (2000), Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Programı’nda yüksek lisans (2012) derecelerini aldı. 2013 yılından beri Dokuz Eylül Üniversitesi Sanatta Yeterlilik Programı’nda öğrenim görüyor. SALT Galata’da gösterilen Modern Denemeler 4 Salon Sergisi (2012), Başkent Üniversitesi ve Vekam ortaklığında yürütülen Ankara’da 1930-1980 Yılları Arasında Sivil Mimari Kültür Mirası arşiv projelerinde fotoğrafçı olarak yer aldı (2011-2014). Amerikan Hastanesi galerisi Operation Room’da (2010) ve Galeri Elipsis’te (2013) kişisel sergiler açtı. 2009 yılında Slag Gallery, New York’ta ve 2013 yılında İstanbul Modern’de karma sergilerde yer aldı. Özcan çoğunlukla modernist mekan tasarımı ve temsiliyeti konularıyla ilgileniyor. Bireyin tasarım kültürüyle ilişkisi üzerinden mülkiyet ve mahremiyet kavramlarını tartışmaya açıyor.

Serkan Taycan
1978 yılında Gaziantep’te doğdu. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde aldığı mühendislik eğitiminin ardından Nordens Fotoskola’da (İsveç) belgesel fotoğraf eğitimi gördü. Halen Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Helsinki Aalto Üniversitesi Fotoğraf bölümündeki yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Taycan işlerinde birincil olarak fotoğraf, haritalar ve (bir sanat formu olarak) yürüyüşü kullanır. Çalışmalarının ana teması kentsel ve kırsal mekanların dönüşümü, yarattığı etkiler, gelecek projeksiyonları ve bu süreçlerin parçası olan insanlık durumlarıdır. Çalışmalarının sergilendiği bazı kurumlar; Helsinki Fotoğraf Bienali  (2014), İstanbul Bienali (2013), Photomed-Akdeniz Fotoğraf Festivali, Sanary (2011), Selanik Fotoğraf Bienali (2010), Le Moulin du Roc, Niort (2010), Photographic Center Northwest, Seattle (2010), Promenades Photographiques, Vendome (2009), Malmö Müzesi (2008), Rusya Ulusal Fotoğraf Merkezi, St. Petersburg (2006). Son dönem işlerinden ‘Kabuk’ 2013 yılında Elipsis galeride, İstanbul’un tehditkar dönüşümünü yürüyerek deneyimleme imkanı veren bir yürüyüş rotası olan ‘İki Deniz Arası’ çalışması 2013 yılında 13. İstanbul Bienali ve ‘Tümülüs’ 2014 yılında Helsinki Fotoğraf Bienali’nde sergilendi. Bir sanatçı kolektifi olan RecCollective’in üyesidir.