|
|
Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü
Uluslararası İstanbul Müzik Festivali, her yıl verdiği "Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü" ile gerek yurtiçinde, gerekse yurtdışında klasik müziğin gelişmesine yardım etmiş ve önemli katkılarda bulunmuş ustalara minnet ve saygısını sunuyor.
İlk kez 2003 yılında verilen "Yaşam Boyu Başarı Ödülü"nü ve ilk kez 2006 yılında verilen "Onur Ödülü"nü şimdiye kadar şu isimler aldı:
Yaşam Boyu Başarı Ödülü
Nevit Kodallı
 Beş kardeşin en küçüğü olan Nevit Kodallı’nın çocukluğu müzikal bir ortamda geçmiş, besteci ilk müzik derslerini ağabeyi Hayri Kodallı’dan almıştır. Kompozisyon öğrenimini Ankara Devlet Konservatuarı’nda tamamlayan sanatçı, ileri devre kompozisyon ve orkestra yönetimi konusunda ihtisas yaptıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nca açılan Avrupa Konkuru’nu kazanarak Paris’e gönderilmiş ve Ecole Normale de Musique’te Arthur Honegger’in öğrencisi olarak kompozisyon, Jean Fournet’nin öğrencisi olarak da orkestra yönetimi çalışmalarını sürdürmüştür. Madam Nadia Boulanger ve Charles Koechlin ile özel çalışmalar da yaparak 1953 yılı sonunda Türkiye’ye döndükten sonra Ankara Devlet Konservatuarı’nda göreve başlamıştır. Atatürk Oratoryosu ile çoksesli Türk müziğine ve dünya müzik literatürüne büyük çapta bir eser kazandıran Kodallı, orkestra eserlerinden konçertolara, opera ve bale müziğinden oratoryo ve kantatlara, oda müziği ve koro eserlerinden şan ve piyano eserlerine uzanan geniş bir yelpazede yapıtlar üretmiştir. Uluslararası nitelikteki çağdaş bir konuyu olduğu kadar, Sümer mitolojisinden gelen bir destanı da işleyerek çağdaş opera alanında Gılgamış’ı bestelemiştir. Van Gogh Operası da Türk karakterinin ötesinde çağdaş bir diğer yapıtıdır. Nevit Kodallı 1 Eylül 2009 tarihinde yaşamını yitirdi.
İlhan Usmanbaş
 1950’den bu yana dünyanın ileri merkezlerinde müzik hangi yöntemleri denediyse, Usmanbaş’ın yapıtlarında da o yeniliklerin yer aldığını görürüz. Çağdaş Türk besteciliğinde Bülent Arel ve İlhan Mimaroğlu gibi bestecilerle ikinci kuşağı oluşturan Usmanbaş, sesin ezgiselliği yerine tınısal yoğunluğu üstünde duran, belli kalıplar yerine özgür biçimleri seçen, ilerici bir bestecimizdir. Bugün yapıtlarının sayısı 120’ye varan Usmanbaş, yurtdışında en çok ödül kazanmış bestecimiz olarak da ayrı bir yere sahiptir. İstanbul’da doğup Ayvalık’ta yetişmiş, Galatasaray Lisesi’ni bitirmiş; önce Cemal Reşit Rey’in, ardından Ankara Devlet Konservatuarı’nda Saygun, Alnar, Erkin, Akses ve Zirkin’in öğrencileri olmuştur. 1952’de UNESCO bursuyla Amerika’ya gitmiş, yeni müziğin öncüleriyle birlikte seminerlere ve konferanslara katılmıştır. ABD’de Fromm Müzik ve Koussevitzky, Polonya’da Wieniawski, Paris’te Besteciler Tribünü, İsviçre’de Bale Müziği ödülü gibi çeşitli derece ve payelere sahip olmuştur. Usmanbaş’ın sınır dışındaki ünü ve bestelerindeki yenilikçi kimlik, Türk müziğine çağdaş özelliklerin kapısını açmıştır. 1971’de Devlet Sanatçısı olmuş, 1993’te Sevda Cenap And Vakfı’nın Altın madalyasını almış, 2000’de Boğaziçi Üniversitesi’nin onursal doktorasına değer bulunmuştur.
Leyla Gencer
 Yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli opera sanatçılarından biri olan soprano Leyla Gencer İstanbul’da doğdu ve İstanbul Devlet Konservatuarı’nda başladığı müzik eğitimine İtalya’da Giannina Arangi-Lombardi ve Apollo Granforte ile devam etti. Olağanüstü kariyeri boyunca özellikle bir Donizetti yorumcusu olarak ün kazanan sanatçının bilinen en iyi yorumları arasında Belisario, Poliuto, Anna Bolena, Lucrezia Borgia, Maria Stuarda ve Caterina Cornaro bulunur. Ancak efsaneleşmesi, 1964 yılında Napoli’deki Roberto Devereux’taki performansı olmuş, dinleyicilerin yanı sıra eleştirmenlerin büyük hayranlığını kazanmıştır. Yetmiş iki rolü kapsayan son derece geniş repertuarında bel canto türündeki rollerin yanı sıra Prokofiev, Mozart ve Puccini’den yapıtlar da bulunur. Dünyanın birçok büyük operasında başrol söyleyen ve kariyerinde birçok zirve yaşayan sanatçı “La Diva Turca” olarak anılmış ve birçok eleştirmence 20. yüzyılın son büyük divası olarak kabul edilmiştir. Gencer’in opera dünyasındaki önemi, sesinin güzelliğinin ve engin repertuarının yanı sıra canlandırdığı karakterlere kazandırdığı dramatik ve psikolojik kimlik, romantik dönem operalarının bir kısmını günyüzüne çıkarıp opera repertuarına kazandırması, araştırmacı kimliği ve bir öğretici olarak gösterdiği başarılı performanstır. 1985 yılında La Fenice’de Francesco Gnecco’nun La Prova di un’opera seria adlı yapıtıyla opera kariyerini sonlandırmış, ancak 1992 yılına kadar konser vermiştir. Vefatına kadar La Scala Akademisi’nde genç sanatçılar yetiştirmeye devam eden Leyla Gencer 10 Mayıs 2008 günü yaşamını yitirdi.
William Christie
 Harvard ve Yale üniversitelerinde eğitim gören William Christie 1971 yılından bu yana Fransa’da yaşıyor. Les Arts Florissants’ı kurduğu 1979 yılı Christie’nin müzik keriyerindeki dönüm noktasıdır. Christie, vokal ve enstrümantal yapıtlar seslendiren bu topluluğun yöneticisi ve hem konser salonlarında, hem de operalarda bir müzisyen olarak tanınmaya başlamış, seyirciye uzun zamandır unutulmuş ya da görmezden gelinmiş bir repertuarın yeni yorumlarını sunmuştur. Sanatçı, 1987’de Paris Opéra Comique’de Lully’nin Atys adlı yapıtının sahnelenmesiyle birlikte haklı bir üne kavuştu. Yapıt daha sonra uluslararası turnede büyük başarı kazandı. İster Charpentier ya da Rameau’nun müziği olsun, ister Couperin, Mondonville, Campra ya da Montéclair olsun, William Christie Fransız Barok dönemine karşı büyük bir sevgi beslemektedir. Fransız müziğine karşı duyduğu bu coşku, onun diğer Avrupa ülkelerinin repertuarlarını keşfetmesini sağladı ve Monteverdi, Rossi, Scarlatti gibi İtalyan bestecilerinin yapıtlarını seslendirdiği konserleri müzikseverler tarafından büyük ilgi gördü. Geniş bir diskografiye sahip olan Christie için Purcell, Händel ve Mozart’ın özel bir yeri vardır. 70’in üzerinde kayıt gerçekleştiren sanatçının kayıtlarının birçoğu Fransa ve diğer ülkelerde çeşitli ödüllere layık görüldü. Christie Harmonia Mundi ile başladığı kayıt çalışmalarına 1994’ten itibaren Erato-Warner ile devam ediyor. Oldukça yoğun geçen bir kariyere sahip William Christie’nin, Jean-Marie Villégier, Robert Carsen, Alfredo Arias, Jorge Lavelli, Graham Vick, Adrian Noble ve Andrei Serban gibi ünlü yönetmenlerle gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği çalışmalar müzikseverlerce her zaman merakla beklendi. Konuk şef olarak son derece popüler olan William Christie, Glyndebourne gibi saygın opera festivallerine davet edilmektedir. 1982 ve 1995 yılları ararsında Paris Konservatuarı’nda erken dönem müziği alanında profesör olarak ders veren Christie, 2002 yılından bu yana Berlin Filarmoni Orkestrası’nın konuk şefidir.
John Tavener
 John Tavener, ilk defa 1968'de London Sinfonietta'nın açılış konserinde prömiyerini gerçekleştirdiği oratoryosu The Whale ile dikkatleri üzerine çekti. The Whale, daha sonra Beatles'ın plak şirketi Apple Corp etiketiyle yayınlandı. Tavener'in 1970'lerdeki avangart çalışmaları, ismiyle özdeşleşen yapıtlarındaki manevi arayışı yansıtan estetik yetkinlikle tezat oluştursa da, sanat hayatının ilerleyen dönemlerinde geliştireceği dilin izleri o zamandan görülebilir. Tavener'in erken dönem besteleri, özellikle Royal Opera House tarafından görevlendirilerek bestelediği Thérèse (1973) ve Dostoyevski'nin kısa öyküsünden esinlenen A Gentle Spirit (1977), ruhanilikle mistisizmin besteci için temel ilham kaynakları olduğunu gösterdi. Doğu geleneklerinin Batı'nın yitirdiği ilksel özü koruduğuna inanan Tavener, 1977 yılında Ortodoks Kilisesi'nin öğretilerini benimsedi. The Lamb (1982) ve görkemli koro yapıtı Resurrection (1989) besteleri bu döneme rastlar. Tavener, 1989 yılında The Protecting Veil yapıtının BBC Proms festivalindeki prömiyeri sayesinde yeni bir dinleyici kitlesinin müziğini keşfetmesi ile tekrar ilgi odağı oldu. Bestecinin Mary of Egypt isimli operasının prömiyeri, 1992 yılında Aldeburgh Festivali'nde gerçekleştirildi. Aynı yıl, "Glimpses of Paradise" isimli özel bir belgesel BBC2 televizyon kanalında yayınlandı. 1994 yılında BBC tarafından düzenlenen Ikons Festivali ile kutlanan Tavener'in 50. yaşı dolayısıyla Proms festivali, besteciyi yeni bir eser için görevlendirdi: The Apocalypse.
1997 yılında, Prenses Diana'nın cenaze töreninin sonunda Song for Athene adlı yapıtının çalınması, Tavener'in müziğinin konser salonlarının dışında da yankı bulduğunu gösterdi. 1999 yılının son dakikalarında Londra'daki Milenyum Kubbesi'nde gerçekleştirilen A New Beginning prömiyerinin ardından, 4 Ocak 2000 tarihinde St Paul Katedrali, televizyon ve radyoda yayınlanan Fall and Resurrection adlı yapıtının prömiyerine sahne oldu. Millennium Honours List (Milenyum Onur Listesi) dahilinde şövalye unvanı ile onurlandırılan besteci adına, aynı yıl Londra'da South Bank Centre tarafından bir festival düzenlendi. Yurtdışından gelen yeni beste siparişlerinin artmasıyla, Tavener San Franciscolu Chanticleer korosu için Lamentations and Praises (2000) (albümü yayımlanan bu çalışma, Tavener'e 2003 yılında "En İyi Çağdaş Klasik Beste" dalında Grammy Ödülü'nü kazandırdı) ve Minnesota Orkestrası için Ikon of Eros (2001) eserlerini besteledi. İsveçli metafizikçi Fritjhof Schuon'un tüm dini gelenekleri kucaklayan evrenselci felsefesinden etkilenen Tavener, alternatif ilham kaynakları araştırmaya yöneldi.
Tavener'in vizyonundaki bu değişimin izleri, 2001 yılından sonra bestelediği yapıtlarda, özellikle The Veil of the Temple, Lament for Jerusalem (hem Hıristiyan ve İslam metinlerinden yararlanan bir yapıt) ve Hint, tasavvuf, Hıristiyan, Musevi ve Kızılderili müziklerinden yararlanan Hymn of Dawn'da görülebilir. Tavener'in diğer besteleri arasında şarkı zinciri Schuon Lieder; piyano ve yaylı çalgılar için Pratirupa ve Wales Prensi tarafından sipariş edilen Elizabeth Full of Grace gibi çeşitli koro yapıtları bulunmaktadır. Tavener'in halen sürdürmekte olduğu projeler arasında, Nicola Benedetti tarafından görevlendirildiği solo keman ve yaylı çalgılar için Lalishri konçertosu ve Liverpool Avrupa Kültür Başkenti kutlamaları kapsamında 2008 yılında prömiyeri gerçekleştirilecek bir Requiem bulunmaktadır.
Daniel Barenboim
 Daniel Barenboim, on yaşında Viyana ve Roma'da solo piyano konserleri vererek dünya çapında tanınan bir müzisyen olmaya başladı; ardından Paris (1955), Londra (1956) ve Leopold Stokowski ile sahneye çıktığı New York (1957) konserlerini verdi. Sanatçı, o zamandan bu yana düzenli olarak düzenlediği Avrupa ve ABD turnelerinin yanı sıra Güney Amerika, Avustralya ve Uzakdoğu konserleri ile müzik kariyerine devam etti. Orkestra şefliğine 1967 yılında Londra'da Filarmoni Orkestrası'nı yöneterek adım atan Daniel Barenboim, dünyanın her yerinden önde gelen orkestralar ile çalışmak için davet edildi. 1975 ve 1989 yılları arasında Paris Orkestrası'nın baş şefliğini üstlenen sanatçı, burada Lutoslawski, Berio, Boulez, Henze, Dutilleux ve Takemitsu gibi çağdaş bestecilerin eserlerine yer veren programlar hazırlayıp sundu. Daniel Barenboim, 1973 yılında ise Edinburgh Festivali'nde yönettiği Mozart'ın Don Giovanni operası ile opera şefliğine başladı. 1983 yılında Beyrut'taki ilk operasını yöneten şef, 1999 yılına dek her yaz buraya davet edildi. Barenboim, 18 yıl boyunca Tristan und Isolde, Ring des Nibelungen, Parsifal ve Die Meistersinger von Nürnberg gibi operaları yönetti. Barenboim, 2000 yılında Berlin Staatskapelle tarafından Yaşam Boyu Daimi Şef olarak seçildi. Sanatçı Staatskapelle ve Staatsoper korosunun birlikte yayınladığı Wagner'in Tannhäuser operasının kayıtları, Şubat 2003'te Grammy ödülünü kazandı. Barenboim ve Staatskapelle, 2003 Mart ayında Wilhelm-Furtwängler-Preis ödülü ile onurlandırıldı. Daniel Barenboim, 1999 yılında Filistinli edebiyat eleştirmeni ve akademisyen Edward Said ile birlikte, İsrail ve Arap ülkelerinden genç müzisyenleri her yaz birlikte müzik yapmaları için bir araya getiren Doğu-Batı Divanı Orkestrası'nı kurdu. Orkestra, Ortadoğu'nun farklı kültürleri arasında diyalog kurulmasına zemin sağlama amacını, ortaklaşa müzik yapma deneyimi ile gerçekleştirmektedir. Berlin Staatskapelle müzisyenleri projenin başlangıcından bu yana öğretmen olarak katkıda bulunmaktadırlar. Doğu-Batı Divanı Orkestrası, 2005 yazında Ramallah kentinde, aynı zamanda televizyon kanallarında yayınlanan ve DVD albümü dinleyicilere sunulan tarihi önem taşıyan bir konser gerçekleştirdi. Daniel Baremboim, ayrıca Filistin topraklarında müzik eğitimini teşvik etmek amacıyla bir müzik anaokulu ile bir gençlik orkestrası kurmayı öngören bir projeye imza atmıştır. Daniel Barenboim ve Edward Said, bölgedeki barış çabalarına katkıları nedeniyle 2002 yılında İspanya'nın Oviedo kentinde Príncipe de Asturias ödülü ile onurlandırıldılar. Daniel Barenboim, aynı yılın Kasım ayında, Evangelische Akademie Tutzing tarafından verilen Hoşgörü Ödülü ile Almanya'da Großes Verdienstkreuz mit Stern ve Buber-Rosenzweig-Medaille ödüllerinin, Kudüs'te İsrail Parlemontosu'nda Wolf Foundation tarafından verilen Sanat Ödülü'nün ve Frankfurt'ta Korn ve Gerstenmann Foundation tarafından verilen Barış Ödülü'nün sahibi oldu. Daniel Barenboim, ayrıca 2006 baharında Deutscher Kulturrat tarafından verilen en yüksek onur ödülü olan Kulturgroschen unvanı, uluslararası Ernst von Siemens Musikpreis ve Goethe madalyası ile onurlandırıldı. Barenboim, 2006 yılında Ocak ve Nisan ayları arasında BBC Reith Lectures konferanslarına katıldı ve Eylül 2006'da Harvard Üniversitesinde Charles Eliot Norton Konferansları kapsamında altı bölümlük bir konferans verdi. Sanatçı, 2007 yılında Hessische Friedenspreis ve Goethe madalyasına layık bulundu. Aynı yıl, Oxford Üniversitesi'nin fahri doktora unvanı verdiği sanatçı, Fransa eski cumhurbaşkanı Jacques Chirac'tan "la Cravate de Commandeur dans l'Ordre national de la Légion d'Honneur" nişanını kabul etti. Daniel Barenboim, Ekim 2007'de Japon İmparatorluk Ailesi tarafından kültür ve sanat ödülü "Praemium Imperiale" ile ödüllendirildi. Sanatçı, Eylül 2007'de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon tarafından BM Barış Elçisi ilan edildi. Barenboim, 2007 yılında klasik müzik alanının en saygın ödüllerinden Kraliyet Filarmoni Derneği Altın Madalyası'nı kabul etti. Mayıs 2008'de Buenos Aires tarafından "Ciudadano İlustre" (Onursal Hemşehri) ilan edilen sanatçı, Şubat 2009'da uluslararası anlayış ve hoşgörü kültürüne katkıları dolayısıyla Moses Mendelssohn Madalyası ile ödüllendirildi. Daniel Barenboim, 2007/08 sezonundan bu yana "Maestro Scaligero" unvanıyla yakından çalışmaya başladığı Milano'da La Scala Tiyatrosu sahnesinde opera ve konserler yönetmekte ve oda müziği konserlerine piyanist olarak katılmaktadır. Daniel Barenboim'in kaleme aldığı kitaplar arasında Music: My Life ve Edward Said ile birlikte yazdığı Parallels and Paradoxes isimli otobiyografiler ve 2008 yazında yayımlanan Everything is connected kitabı bulunmaktadır. Barenboim, kısa bir süre önce Patrice Chéreau ile Dialoghi su musica e teatro isimli bir kitap yayımladı.
Arvo Pärt
 Arvo Pärt 1935 yılında Estonya, Paide’de doğdu. Tallinn’de Heino Eller’in komposizyon sınıfına devam ettikten sonra 1958’den 1967’ye kadar Estonya Radyosu’nun ses mühendisi olarak çalıştı. 1980 yılında ailesi ile Viyana’ya göç etti ve bir yıl sonra DAAD bursuyla halen yaşamakta olduğu Berlin’e gitti. Sözde Sovyet Avangard’ının en radikal temsilcilerinden olan Pärt, çok köklü bir değişim ve gelişim sürecinden geçti. İlk yaratıcı dönemine neoklasik piyano müziği ile başladı. Ardından on yıl boyunca avangardın en önemli kompozisyon tekniklerini kendi bireysel kullanımına uyarladı: dodekafoni (12 tonlu kromatik gam kullanımı), ses kütleleriyle kompozisyon, aleatorisizm (rastlantısallıkla sanat eseri yaratma), kolaj tekniği. Nekrolog (1960) Estonya’da yazılmış ilk dodekafonik müzik parçasıydı ve “Perpetuum mobile” (1963) bestecisinin Batı’da ilk kez tanınmasını sağladı. Kolaj eserlerinde avangard ve erken müzik birbirleriyle cesurca ve uzlaşmaz bir şekilde karşı karşıya gelirler ve bu karşı karşıya geliş en son kolaj parçası Credo’da (1968) en aşırı ifadesine ulaşır. Ama bu zamana kadar kullandığı kompozisyon araçları Pärt için daha önceki çekiciliklerini kaybederek artık ona anlamsız gelmeye başladı. Kendi sesini aramak onu sekiz yıl süren bir yaratıcılıktan uzaklaşma dönemine sürükledi ve bu süre içerisinde Gregoryan ilahileri, Notre Dame ekolü ve klasik vokal çok seslilik çalışmalarına katıldı. 1976 yılında bu sessiz dönemden bir yapıt çıktı; küçük piyano parçası Für Alina. Bu eseriyle Pärt’ın kendi yolunu keşfettiği apaçık ortada. Für Alina’da Tintinnabulli (Latince: küçük çanlar) adını verdiği yeni bir kompozisyonel ilkeyi ilk kez kullandı ve bu ilke onun eserlerini bugüne kadar tanımlayan unsur oldu. Tintinnabulli ilkesi, ilerleyen bir karmaşıklığa doğru gitmeye çabalamaz, tersine ses malzemesinin aşırı azaltılmasına ve en gerekli olanla sınırlamaya yönelir.
Onur Ödülü
Ayşegül Sarıca
 1935 yılında doğan Ayşegül Sarıca piyano eğitimine İstanbul Konservatuarı’nda başladı. Daha sonra Paris Ulusal Konservatuarı’na giderek Lucette Descaves (piyano) ve Pierre Pasquier’nin öğrencisi oldu. Paris Ulusal Konservatuarı’ndan birincilikle mezun olan Sarıca, daha sonra çalışmalarını Marguerite Long ile sürdürdü. Sanatçı 1959 yılında Marguerite Long-Jacques Thibaud Yarışması’nda Paris Kenti Ödülü’nü aldı. Bugüne kadar İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya, Belçika, Sovyetler Birliği, Macaristan, Çekoslovakya, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Avustralya’da pek çok konser verdi. Dervaux, Ancerl, Fourestier, Wallberg ve Fistoulari gibi ünlü şeflerle konser ve resitallere imza attı. Navarra, Ferras ve Schiff gibi virtüözlerle çalışan sanatçı 1968 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası solistidir. 1974’de Fransa Kültür Bakanlığı tarafından kendisine "Chevalier de I’Ordre des Arts et des Lettres" madalyası verildi. Sanatçı 1991 yılında Hikmet Şimşek yönetimindeki Macaristan Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Cemal Reşit Rey’in "Katibim" çeşitlemelerinin kayıtlarını gerçekleştirdi. Sarıca’nın gerçekleştirdiği diğer kayıtlar arasında; Ayla Erduran ile yorumladığı Grieg, Debussy ve Franck’ın keman piyano sonatları, Gürer Aykal yönetiminde Ankara Oda Orkestrası ile Mozart’ın 15. ve 23. konçertoları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Beethoven’in 3. ve 4. konçertoları ve Bilkent Senfoni Orkestrası ile Schumann’ın La Minor Piyano Konçertosu yer alıyor. Sanatçının ayrıca Schubert ve Rachmaninov’un Moments Musicaux dizilerini içeren bir resital kaydı da bulunuyor. Birçok uluslararası piyano yarışmasında jüri üyeliği yapan Ayşegül Sarıca 1971’de Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırıldı.
Suna Kan
 Adana’da doğan Suna Kan ilk keman derslerini babası Nuri Kan’dan almaya başladığında beş yaşındaydı. Ayrıca Walter Gerhardt, Gilbert Back, İzzet Nezihi Albayrak ve Lico Almar’la çalıştı. Mozart’ın 5. Keman Konçertosu’nu seslendirdiği ilk konserinde, henüz dokuz yaşındaydı. 1948 yılında İdil Biret ve Suna Kan üstün yetenekli çocuklar yasası ile Paris’e gönderildi. Gabriel Bouillon’un öğrencisi olarak öğrenim gördüğü konservatuarı 1952’de birincilikle bitirdi. Suna Kan, 1954 yılında Cenevre Uluslararası Yarışması’nda birincilik ödülünü aldı.1955 yılında Viotti Uluslararası Yarışması’nda ikincilik, 1956 yılında Munich Uluslararası Yarışması’nda ikincilik ödüllerini kazandı. 1957 yılında katıldığı M. Long - J. Thibaud Uluslararası Yarışması’nda Paris Şehri Ödülü’nü aldı. Uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasında ve kurucuları arasında bulunduğu Ankara Oda Orkestrası’nda başkemancı ve solist sanatçı olarak yer aldı. Geniş bir repertuara sahip bulunan çağdaş keman edebiyatına ve özellikle Türk bestecilerin yapıtlarına programlarında yer vermeyi ilke edinen Suna Kan Türk sanatına katkısı ve üstün hizmetlerine karşılık 1971 yılında Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırılmıştır. Yurtdışında çok sayıda turneler yaparak hemen bütün kıtalarda sanatını dinleten Kan, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İsviçre, Belçika, Hollanda, İsveç, Norveç, Rusya, Çin, Japonya, Kanada, Amerika ve Güney Amerika ülkelerinde konserler vermiştir. Üst düzey orkestralarla konçertolar yorumlayan sanatçımıza eşlik eden orkestralar şöyle sayılabilir: Londra Senfoni, Los Angeles Filarmoni, Bamberg Senfoni, Moskova Senfoni, Fransa Ulusal Radyo Senfoni. Yönettiği orkestralarla sanatçıya eşlik eden ünlü şefler arasında Istvan Kertesz, Walter Susskind, Zubin Mehta, Hans Rosbaud, Louis Fremaux, Gotthold Lessing, Michel Plasson, "ikili konçerto" yorumladığı ünlü solistler arasında da Yehudi Menuhin, Igor Bezrodni, Pierre Fournier, Andre Navarra, Frederick Riddle bulunuyor.
Ayla Erduran
 İstanbul'da dünyaya gelen sanatçı, önce annesiyle kemana başladı, dört yaşında Karl Berger'in öğrencisi oldu ve ilk resitalini on yaşında, Ferdi Ştatzer eşliğinde, Saray Sineması'nda verdi. 1946-1951 yılları arasında Paris Ulusal Konservatuarı'nda Benedetti ve Benvenuti ile eğitim görerek keman bölümünden mezun oldu. 1951-1955 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde Ivan Galamian ve Zino Francescatti ile özel olarak çalıştı, Amerika'daki ilk konserini Newark'ta, Thomas Schermann yönetimindeki orkestrayla verdi. Sanatçı Avrupa'daki konser kariyerine Polonya'da, Varşova Filarmoni Orkestrası eşliğinde çaldığı Glazunov'un keman konçertosuyla başladı. Erduran, 1957-1958 yılları arasında Moskova Konservatuarı'nda yirminci yüzyılın büyük virtüözü David Oistrakh ile çalıştı, 1957'deki Wieniawski Yarışması'nda yüz yirmi kemancı arasında ilk altıya girerek ödül kazandı. 1958'de Brüksel'de Ulvi Cemal Erkin'in keman konçertosunun ilk seslendirişini, bestecisi yönetiminde gerçekleştirirken, konseri Belçika Kraliçesi Elisabeth de izledi. Avrupa ve Amerika'daki konser ve resitallerinin yanı sıra ilk büyük turnelerini 1961 ve 1962 yıllarında Kanada'da gerçekleştirdi. Yalnız bu turnelerle, iki yılda toplam yüz altmış konser veren sanatçı, 1963 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'yla Ortadoğu turnesine çıkarak Anadolu'nun çeşitli yerlerinde konserlere imza attı. 1964'te Mithat Fenmen eşliğinde Londra'da verdiği ilk resitalinde Harriet Cohen-Olga Verney Ödülü'ne layık görüldü. 1965'te Londra Albert Hall'da Rozhdestvenski yönetiminde Brahms'ın Keman Konçertosu'nu seslendirdiği konser BBC tarafından naklen yayınlandı. Bunu izleyerek, BBC'de birçok bant kaydı gerçekleştiren sanatçı, aynı yıl Cenevre'de Sibelius'un 100. doğum yılı nedeniyle düzenlenen konserde Ernest Ansermet yönetiminde Suisse Romande Orkestrası ile bestecinin keman konçertosunu seslendirdi. 1968'de Verda Erman ile Afrika turnesine çıktı; 1970'te Hollanda'da Beethoven Ödülü'nü kazandı; 1971'de Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı oldu. Bir yandan konser kariyerine devam eden sanatçı, 1973'ten 1990'lara kadar İsviçre'de eğitmenlik yaparak, bir süre Lozan Konservatuarı'nda ustalık sınıfı verdi. Erduran, ikili konçertolarda Menuhin, Szeryng, Navarra, Igor Oistrakh, Valery Oistrakh, Pikaizen, Fallot, Guy, Collins ve Weinberg gibi sanatçılarla birlikte solist oldu. Londra Senfoni, Suisse Romande, Berlin RIAS, Çek Filarmoni gibi orkestralarla; Ernest Ansermet, Karel Ancerl, Paul Kletzki, Gennadi Rozhdetsvenski, Jean Fournet, Michel Plasson ve Armin Jordan gibi önemli şeflerle çaldı. Sanatçının Kanada, İsviçre, İngiltere, Almanya, Brezilya, Bulgaristan, Rusya, Polonya, Irak, Hollanda ve ABD'deki birçok eyaletin radyolarında kayıtları bulunuyor. Sanatçının Carlos Paita yönetimindeki Londra Filarmoni Orkestrası'yla çaldığı Brahms'ın Keman Konçertosu LP yapıldı. Ayşegül Sarıca ile seslendirdiği Franck, Debussy ve Grieg'in keman ve piyano sonatları UPR Classics olarak; Richard Beck ve Armin Jordan yönetiminde Suisse Romande Orkestrası'yla seslendirdiği Brahms ve Bruch Konçertoları Gallo CD'si olarak piyasaya sunuldu. Ayrıca, Erduran, Elgar'ın Keman Konçertosu'nun Türkiye'deki ilk seslendirişini de gerçekleştirdi. Evin İlyasoğlu tarafından kaleme alınan Ayla'yı Dinler Misiniz? başlıklı biyografik romanı Remzi Kitabevi tarafından 2002'de yayımlandı. Sanatçı Ayla Erduran Archive Series dizisindeki kayıtlarda Antonio Stradivarius'un 1710 yapımı "Nelson-ex, The Roderer" kemanıyla çalmıştır.
İdil Biret
 Üç yaşında piyanoya büyük istidat gösteren İdil Biret ilk derslerini Ankara'da Mithat Fenmen'den aldı. TBMM'nin 1948 yılında çıkardığı özel kanunla sekiz yaşında Fransa'ya gönderildi ve büyük Fransız müzisyeni Nadia Boulanger'nin gözetiminde Paris Konservatuarı'nda okuyarak on beş yaşında birincilikle mezun oldu. Daha sonra, 20. asrın en büyük piyanistlerinden Alfred Cortot ve Wilhelm Kempff ile çalıştı. Hiç bir piyano yarışmasına katılmayan İdil Biret on altı yaşından itibaren Boston Senfoni, Leningrad Filarmoni, Londra Senfoni, Dresden Filarmoni gibi dünyanın büyük orkestraları ve Leinsdorf, Monteux, Keilberth, Scherchen gibi büyük şefleri ile beş kıtayı kapsayan iki bin'e yakın konser verdi ve birçok festivale katıldı.
Van Cliburn (ABD), Kraliçe Elisabeth (Belçika), Busoni (İtalya) Franz Liszt (Weimar, Almanya) gibi ünlü piyano yarışmalarında jüri üyeliği yaptı; Fransa, Polonya, İngiltere, İtalya, ABD ve Türkiye'de ödül ve nişanlar aldı. Biret bu güne kadar EMI, Decca, Atlantic/Finnadar, Naxos ve diğer firmalar için Amerika ve Avrupa'da 80 plak kaydetmiştir. Bunlar arasında müzik tarihinde ilk kez komple diziler olarak seslendirilen Chopin'in bütün piyano eserleri ve Beethoven'in dokuz senfonisinin Liszt tarafından yapılan piyano uyarlamaları ile Brahms ve Rachmaninov'un bütün piyano eserleri, Boulez'in üç piyano sonatı, Ligeti'nin etütleri ve Stravinsky'nin Ateş Kuşu bale müziğinin piyano uyarlaması da yer almaktadır.
Bu kayıtlar Polonya'da Chopin Büyük Ödülü, Fransa'da Altın Diyapazon dahil pek çok ödül almış olup Amerika, Avrupa ve Uzak Doğuda iki milyondan fazla satılarak büyük bir dinleyici kitlesine ulaşmıştır. Repertuarında yüzden fazla piyano konçertosu olan İdil Biret Beethoven'in 32 piyano sonatının CD kayıtlarını da 2006 yılında tamamlamıştır. Geçtiğimiz Eylül ayında, İdil Biret'in bir Fransız yazar ile birlikte hazırladığı müzik üzerinde düşüncelerini ve yaşam hikâyesini konu alan "Fransa'da bir Türk piyanisti" adlı kitap Buchet/Chastel yayınevi tarafından Fransa'da yayınlanmıştır. Bu kitabın Türkçe tercümesi 2007 yılı içinde ülkemizde yayınlanacaktır. Son olarak Ocak 2007 de Chopin'in bütün piyano eserlerinin plak kayıtları ve konser icraları ile Polonya kültürüne yaptığı katkılar nedeniyle Polonya Cumhurbaşkanı tarafından "Yüksek Liyakat Madalyası" ile taltif edilmiştir.
Gürer Aykal
 Müzik eğitimine Ankara Devlet Konservatuarı'nda başlayan Gürer Aykal, 1963 yılında Necdet Remzi Atak'ın öğrencisi olarak Keman Bölümü'nden, 1969 yılında Adnan Saygun'un öğrencisi olarak Kompozisyon Bölümü'nden mezun oldu. Aynı yıl devlet bursuyla gittiği Londra'da, Guildhall Müzik Okulu'nda Andre Previn ve George Hurst gibi önde gelen şeflerin yanında orkestra şefliği dersleri aldı. Guildhall Müzik Okulu ve Kraliyet Müzik Akademisi İleri Şeflik bölümlerini birincilikle bitirdi. Ardından İtalya'ya giderek, Academia Chigiana'dan şeflik nişanı aldı ve Santa Cecilia Akademisi'ni Franco Ferrara'nın asistanlığını yaparak bitirdi. Bu arada Adnan Saygun'un isteği üzerine Pontificio Istituto di Musica Sacra'da Bartolucci ile Gregorien koro müziği ve Rönesans dönemi çoksesli müziği öğrenimi gördü. 1975 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın daimi şefliğine atandı; daha sonra bir süre Devlet Opera ve Balesi genel müdürlüğünü yaptı. Suna Kan ile birlikte kurduğu Ankara Oda Orkestrası'nın ülkemizdeki etkinliklerinin yanı sıra yurtdışında da yüzden fazla konserini yönetti. Avrupa ülkelerinin önde gelen orkestralarıyla sayısız konser vererek, İngiliz Oda Orkestrası'nı Güney Amerika ve Karayipler Turnesi'nde yönetti; Amsterdam Concertgebouw Oda Orkestrası'nın şefliğini yaptı. Müzik alanındaki uluslararası başarıları ve hizmetleri dolayısıyla 1981 yılında Devlet Sanatçısı unvanına sahip oldu. ABD'de toplam on altı yıl şeflik ve genel müzik direktörlüğü yaptı. 1991-2003 yılları arasında El Paso Teksas Senfoni Orkestrası daimi şefliği ve genel müzik direktörlüğü görevini yürüttü ve "Profesör Emeritus" unvanı aldı. 2000-2004 yılları arasında Antalya Devlet Senfoni Orkestrası'nı kurma ve geliştirme görevini üstlendi. Yurtiçinde ve yurtdışında bazı üniversitelerde orkestra şefliği profesörü olarak görev yaptı; ABD'de Indiana (Bloomington), Teksas Tech ve UTEP üniversitelerinde ileri orkestra şefliği dersleri verdi. Halen Bilkent Üniversitesi'nde ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda ileri orkestra şefliği dersleri veren Gürer Aykal, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası daimi şefliği ve genel müzik direktörlüğü görevini sürdürüyor.
Ayhan Baran
 Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli şan ve opera sanatçılarından biri olan Ayhan Baran, 1929'da Ankara'da doğdu. 1945 yılında girdiği Ankara Devlet Konservatuarı'nda Frieda Böhm ile şan çalıştı ve 1951'de Opera Bölümü'nü bitirerek Devlet Operası'nda sanat yaşamına başladı. Burada da iki yıl Apollo Granforte ile şan çalışmaları yapan sanatçı etkileyici bas sesi ve özgün yorumlama tekniğiyle opera dünyamızda kendine özel bir yer edindi.
Yurtdışı etkinliklerine 1959'da Münih'teki Bavyera Radyo Senfoni Orkestrası ile yaptığı çalışmalarla başlayan Baran, o tarihten bu yana yurtiçi ve yurtdışında çeşitli ülkelerde opera ve konser sanatçısı olarak çalışmalarını sürdürdü. Almanya, İngiltere, İrlanda, Hollanda, Finlandiya, İsviçre, Fransa, Belçika, Sovyetler Birliği, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya, Macaristan, Çekoslovakya ve Mısır'ın önemli sanat merkezlerinde operalarda oynadı, resitaller ve orkestra eşliğinde konserler verdi. 1967–1969 yıllarında iki sezon için Düsseldorf ve Duisburg operalarında konuk sanatçı olarak çalıştı. Konser sanatçısı olarak Türk bestecilerin yapıtlarının yurtdışında tanıtılmasına çaba gösterdi ve bu yapıtlara konser programlarına yer vermeyi ilke edindi. Baran, şan çalışmalarının yanı sıra Ankara Devlet Operası'nda rejisörlük ve başrejisörlük yaptı.
Altmış yıla yaklaşan sanat yaşamında başarıları önemli ödüllere layık görülen sanatçı, George Enescu Uluslararası Müzik Yarışması (Bükreş 1961) ve Verviers Uluslararası Şan Yarışması'nda (1963) aldığı ödüllerin yanı sıra 1963 yılında Harriet Cohen Uluslararası Müzik Armağanları'ndan (Londra) Altın Şan Madalyası'nın da sahibi. 1987 yılında Devlet Sanatçısı unvanını alan Ayhan Baran'a 2004 yılında da Sevda-Cenap And Müzik Vakfı'nın Onur Ödülü sunuldu.
Oynadığı ve sahneye koyduğu operalar arasında Faust, Don Carlo, Les Vepres Sicilliennes, Aida, Machbeth, Il Trovatore, Figaro'nun Düğünü, Don Giovanni, Sihirli Flüt, Cosí fan Tutte, Saraydan Kız Kaçırma, Fidelio, Don Pasquale, Anna Bolena, Lucrezia Borgia, La Grande Duchesse de Gerolstein, L'Orfeo, Uçan Hollandalı, Sevil Berberi, La Serva Padrone, Rita, Die Verkaufte Braut, Gılgamış, Köroğlu ve Van Gogh yapıtları bulunmaktadır.
Yalçın Tura
 Çağdaş Türk müziğinin en önemli bestecilerinden biri olan Yalçın Tura yirmi yılı aşkın bir süre film müziği besteciliği yaparak sayısı elliyi aşkın filme ve televizyon dizisine imza atan bir sanatçı. “Keşanlı Ali Destanı”, “Yılanların Öcü”, “Toprak Ana”, “Taşbebek”, “Umutsuzlar” gibi birçok unutulmaz Türk filminin müziklerini yapan ve bugüne kadar pek çok prestijli ödülün sahibi olan Yalçın Tura 1934 yılında İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta keman ve piyano dersleri aldı. Galatasaray Lisesi’nde okudu. Lise yıllarında Seyfettin Asal ile keman, daha sonra Demirhan Altuğ ve Cemal Reşit Rey ile teori ve armoni çalıştı. 1954’te liseyi bitirdi. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne girerek buradaki öğrenimini 1960 yılında tamamladı. Bir yandan da müzik öğrenimini sürdürdü. 1955 yılından başlayarak profesyonel besteci olarak film ve sahne müzikleri yazan Tura 1976’da İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bağlı Devlet Türk Müziği Konservatuarı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı ve 1988 yılında Müzikoloji Bölümü başkanı oldu. 1997–2001 yılları arasında konservatuarın başkanlığını yürüttü. Çeşitli kongre ve sempozyumlarda sunduğu bildirilerle bazı dergilerdeki yazılarını Türk Musikisinin Mes'eleleri (1988) adlı kitabında bir araya getirdi; yayımlanan diğer kitapları ise, Kantemiroğlu’nun “Kitabu İlmi’l-Mûsikî a lâ Vechi’l-Hurûfât” (1976, 2001), Armoni (1977), Dini Türk Musikisi, Türk Temaşa Musikisi (1988), Form Bilgisi I Çoksesli Müzik Formları (1988), Form Bilgisi II Türk Musikisi Formları (1989), Türk Musikisi ve Armoni (1998) ve Osmanlıcadan günümüz Türkçesine çeviri çalışmalarından oluşan 2006 yılında yayımlanan İnceleme ve Gerçeği Araştırma’dır. Sanatçı, ürettiği müziğin amaçlarını şöyle özetler: “Kişisel bir ezgi çizgisi ve onun yapısının gerektirdiği rafine bir armoni; ele alınan materyalin çeşitli yönlerinin işlendiği karmaşık bir kontrpuan; canlı ritmik yapı ve renkli orkestrasyon.” Yalçın Tura, SACEM’in (Ulusal Müzik Eserleri Meslek Birliği) İcra Komitesi üyeliği; MESAM’ın (Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) bilim kurulu başkanlığını yapmış, ayrıca TRT’de çeşitli zamanlarda jüri ve danışma kurulu üyeliği, Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Hazırlık Komitesi'nde de Türk Müziği başkanlığı yapmıştır. Yalçın Tura, müzikoloji alanında gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında pek çok önemli bilimsel çalışmalar gerçekleştiren bir müzik araştırmacısı, tarihle günümüz arasında köprüler kuran bir müzik felsefecisi, bugüne kadar bestelediği eserlerle geleneksel makamlardan halk müziğine, cazdan senfonik müziğe ve çağdaş yapıtlara uzanan oldukça geniş bir yelpazede çalışmış öncü bir bestecidir.
|
|
|
|